BEBEKLERDE EK GIDAYA BAŞLANMASI
21/3/2009 -Kategori: SAGLIK
Bebeklerde ek gıdaya başlanması
Bebeklerde tamamlayıcı besinlere erken başlanmasının beraberinde bazı riskler getirdiği belirtiliyor...
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, bebeklerde tamamlayıcı besinlere erken başlanmasının hastalık riskini arttırdığını, geç başlanmasının ise bebeğin gelişimini yavaşlattığını söyledi.
Kılınç AA muhabirine yaptığı açıklamada, tamamlayıcı beslenmenin bebeklere 6 ila 18-24 ay arasında yalnızca anne sütüne ev yemeklerinin eklendiği bir dönem olduğunu belirtti.
Tamamlayıcı besinlere erken başlanmasının da, geç başlanmasının da, bebeğin gelişimi ve sağlığı açısından çeşitli olumsuzluklar doğurabileceğini dile getiren Kılınç, şöyle konuştu:
''Tamamlayıcı besinlere erken başlanması durumunda anne sütü alımı azaldığı ve sıvı gıdaların kalorisi düşük olduğu için bebeğin kilo alımı yavaşlayabilir. Bu dönemde antikor geçişi azaldığı için hastalanma riski artar. İlk 6 ayda bağırsak geçirgenliği fazla olduğu için besin alerjileri daha sık görülür. Bebek sık ishal olur.
Bu besinlere geç başlanması durumunda ise sadece anne sütü bebeğin gereksinimini karşılamaz hale gelir. Bu durum bebeğin kilo alımı ve büyümesini yavaşlatır ya da durdurur. Besin eksikliklerine bağlı olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Bebeğin çiğnemeyi öğrenmesi zorlanabilir.''
Kılınç, anne sütü alan bebeklere 6. ayda, yapay mama ile beslenen bebeklerde ise 4. ayda ek besinlere başlanması gerektiğini vurguladı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ENGİNAR KÖFTESİ
21/3/2009 -Kategori: YEMEK
Enginar köftesi
6 kişilik
6 adet enginar
3 adet yumurta
50 gr. kaşar peyniri
1 demet maydanoz
1 su bardağı un
1 su bardağı galeta unu
1 adet limon
1 su bardağı Orkide sıvıyağı
2,5 su bardağı süt
2 çorba kaşığı tereyağı
1,5 çay bardağı un
Karabiber, tuz, yenibahar
Bol bol yağan yağmur çiftçimizi sevindirmiştir umarım. Urla'da gördüğüm yeşillikler, sebzeler bir hayli fazlaydı. Otları toplayan hanımların yüzleri gülüyordu. Aynı şekilde pazarcılar da bol ve bereketli satışlardan memnun gözüküyorlardı. Bizler ise hem taze, hem ucuz isteriz. Kaliteli mal almak isteriz. Yani hep güzeli ve ucuzu ararız. Bunu bulmak biraz zor ama hiç olmazsa pazarda buluyoruz. Yiyecek yönünden İzmir çok şanslı. Zaten İzmir'in insanlarının güzelliği sebzenin, otların ve meyvelerin bu kadar bol tüketilmesinden kaynaklanıyor. Havası, güneşi, denizi bambaşkadır buraların. Nereye gidersem gideyim, hemen İzmir'i arar, İzmir'e dönmek için çırpınırım. İşte buraların en meşhur sebzelerinden biri olan enginarın tariflerinden bir tanesini daha yazayım da bakalım değişik olan bu tarif sizin damak tadınıza uyuyor mu? Lütfen okuyup denemeye çalışın, yoksa başka türlü lezzetini anlayamazsınız. Enginarları soyup limonlu suda bekletelim. 4 su bardağı suyu 1 çorba kaşığı tuz atarak kaynatalım. Enginarları kaynar suda yumuşayana kadar haşlayıp, süzelim. Ezip, püre haline getirelim. Beşamel sos için tereyağını eritelim. Unu ekleyip 3 dakika kavuralım. Sütü ekleyip karıştıralım. Beşamel sosa enginar püresi, 1 adet yumurta, rendelenmiş kaşar peynir, tuz, karabiber ve maydanoz ekleyip karıştıralım. Karışımı yağlanmış tepsiye 1 cm. kalınlığında yayıp soğumaya bırakalım. İstediğimiz şekilde köfteler hazırlayalım. Kalan yumurtaları hafifçe çırpalım. Enginar köftelerini sırasıyla una, yumurtaya ve galeta ununa bulayıp, sıvıyağda kızartıp, servis yapalım. Afiyet olsun.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
21/3/2009 -Kategori: ASTROLOJI
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Durgun seyreden aşk hayatımız canlanacak
Terazi'ler, İkizler ve Kova'lar için hareketli ve aktif bir gün. Enerjilerini istedikleri gibi kullanabilecekler. Bugün, iletişim konusunda başarılı olacağız. Birçoğumuz yaşantımızda yeni başlangıçlar yapacağız. Aşk yaşantımız canlanıyor. Partnerimizle ortak çalışmalar içinde olacağız. Havacılık ve iletişim ile ilgili güncellik kazanıyor. Marjinal olaylara ilgimiz artıyor. Fiziksel özelliklerimizi değiştirme çabası içinde olacağız. Sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri gündem kazanacak.
Bugün doğanlar; aşırı meraklı ve yaşamı sorgulayıcı özelliklerinden dolayı, sıradışı konularda başarılı olurlar. Çalışkan, hırslı ve keskin bir zekaya sahip olan bu kişilerin sevgiyi bulmaları çok zor olacaktır. Aşırı inatçı yapıları yüzünden işleri ile ilgili zaman kaybı yaşayabilirler. Seçici ve ayrıştırıcıdırlar. Kendilerine her konuda güvendikleri için, sadece kendi fikirlerini beğenirler. Madde, akıl ve kariyer onlar için çok önemlidir. Duygusal yaşamlarını herkesle paylaşmazlar ve özel dostlara ihtiyaç duyarlar.
KOÇ:
Kişiliğinizi her konuda ön plana çıkaracak davranışlar içindesiniz. Bazı alışkanlıklarınızın sizin için önemi büyük. Paylaşımlarınızda alçakgönüllü olmalısınız. Sağlığınızın hassas olduğu bir gün.
BOĞA:
Yaratıcılığınızı kullanamadığınız zaman kendinizde hata aramaya başlıyorsunuz. Böyle durumlarda sürekli kendinizi yargılamaktan vazgeçmeli ve çevre şartlarınızı yeniden gözden geçirmelisiniz.
İKİZLER:
Baskı altında tuttuğunuz enerjinizi hobilerinize aktarmak istiyor ve bu alanda sizi ifade eden çalışmalara yöneliyorsunuz. Bugün görüşeceğiniz kişilerin, bazı sırlarına ortak olacaksınız.
YENGEÇ:
Ay'ın burcunuzdaki konumu gizli olaylara olan merakınızı arttırıyor. Çevrenizde olup bitenlere karşı isteseniz de kayıtsız kalamıyorsunuz. Bugün yapınıza ters gelse de politik davranacaksınız.
ASLAN:
Ay karşıt burcunuz Kova'da ilerliyor ve kafanızda uçucu düşüncelere neden oluyor. Yapacağınız işlerin ince detaylarını düşünmeli ve kendinizi olayların içine atmamalısınız. Araştırma yapmanız şart.
BAŞAK:
Kafanızın içi oldukça karışık. Bugün size sunulacak teklifler karşısında bocalamanız mümkün. Özellikle, gücünüzün üstünde sorumluluk almak sizi yıpratabilir. Bugün ilginç iş toplantılarına hazırlıklı olun.
TERAZİ:
Bugün, koşullarınızı yeniden irdeleme ihtiyacı içindesiniz. Yaşadığınız olaylara isteksiz bir şekilde yaklaşıyorsunuz. Yalnız kalmalı ve kendinizi izole ederek, yorumunuzu etki altında kalmadan yapmalısınız.
AKREP:
Ay ve Merkür'den olumlu etki alıyorsunuz. Koşulların sizden yana oluşu, engellerin ortadan kalkmasıyla daha bir açıklık kazanıyor. Birçok fırsat kendiliğinden oluşurken, bazı hayalleriniz gerçekleşebilir.
YAY:
Hayal gücünüzün sınırlarını aşmaktan korkmayacağınız bir gün. Bugün Ay'ın etkisiyle çevrenizi inceleyeceksiniz. Sizi sıkan zor koşullardan kurtulmak manevi açıdan rahatlamanızı sağlayacak.
OĞLAK:
Maddi konularda inatçı tavırlarınız var. Planlarınızı yaşama geçirme konusunda aceleci davranabilirsiniz. Değişim içindesiniz ve köklerinizi sorgulama konusunda ilginç bir tavır sergiliyorsunuz.
KOVA:
Sezgileriniz sayesinde birçok sorunu kısa sürede çözümleyebiliyorsunuz. Zorlukları gözünüzde büyütmeden olayları halletmeniz güzel fakat yanlış kişiler yüzünden zarar görme ihtimaliniz yüksek.
BALIK:
Kendinize güvenmeniz sizi bazen çok cüretkar yapıyor. Fakat, mantıklı yanınız ağır basıyor ve gereken adımı atıyorsunuz. İş yerindeki arkadaşlarınızla kuracağınız samimiyet motivasyonunuzu artıracak.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BEYAZ SHOW
20/3/2009 -Kategori: SINEMA
Kanal D’nin, sunuculuğunu Beyazıt Öztürk’ün yaptığı talk- show programı “Beyaz Show”a bu gece; Volkan Konak, Oktay Kaynarca ve Ekin Türkmen konuk olacak. Yeni albümü ile Volkan Konak… Milyonların beğeniyle dinlediği başarılı sanatçı Volkan Konak, “Mimoza” adlı yeni albümünün hit şarkılarını bu gece Beyaz Show’da seslendirecek. Aksiyon rollerinin aranan ismi, başarılı oyuncu Oktay Kaynarca ile Kanal D’de ekrana gelen “Küçük Kadınlar” dizisinin “Elif”i Ekin Türkmen de bu gece Beyaz’a konuk olacaklar . Üniversitelilerin “Canısı” Üniversiteli yetenekli gençlerin buluşma noktası “Canısı” bölümü ve Beyaz’ın canlı yayın sürprizleriyle renklenen bu muhteşem şovu sakın kaçırmayın!
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DOYASIYA PASTA VE EKMEK YİYEBİLİRSİNİZ
20/3/2009 -Kategori: SAGLIK
DOYASIYA PASTA VE EKMEK YİYEBİLİRSİNİZ
Amerikalı bilim adamları, karbonhidratları yağa dönüştüren geni buldular.
Kaliforniya Üniversitesi’nden bilim adamlarının Cell dergisinde yayımlanan araştırmasında, DNA-PK denilen genin, karaciğerde karbonhidratlarının yağa dönüşmesi sürecini düzenlediği bildirildi.
Araştırmada çalışan Roger Wong, araştırmalarının sonucunda, bir gün insanların şişmanlama korkusu olmadan ekmek, pasta ve pirinç yiyeceklerini umut ettiğini söyledi.
Wong, yaptıkları araştırmada, DNA-PK geni bulunmayan farelerin genin bulunduğu normal farelere göre daha ince ve yüzde 40 oranında daha zayıf olduğunu belirlediklerini kaydetti.
Genden yoksun olan farelerin yüksek karbon içeren gıdaları yediklerinde kilo almadıklarını, ayrıca kanlarındaki kolestrol düzeylerinin daha düşük olduğunu vurgulayan Wong, kolestrolün düşük olmasının kalp krizi riskini
azalttığına dikkati çekti.
İnsanın da aynı gene sahip olduğunu vurgulayan bilim adamları, DNA-PK geninin ilaçlarda ve obeziteyi önlemede kullanılabileceğini bildirdiler.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MANTARLI TAVUK SOTE
20/3/2009 -Kategori: YEMEK
Mantarlı tavuk sote
4 kişilik
4 tavuk butu
6 orta boy mantar
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
3 kaşık çorba kaşığı doğranmış domates
Yarım çay bardağı Orkide sıvıyağı
1 çorba kaşığı sirke
1 su bardağı su
Tuz, kekik, karabiber
Çalışan hanımların en büyük sorunu, işten çıkıp geç vakitte yorgun argın bir şekilde yemek yapmak. Ne olursan ol, yine de o yemeği yapacaksın. Evi temizleyebilirsin, çamaşırı yıkamayabilirsin, ütüyü de başkasına yaptırabilirsin, fakat yemeğe gelince hiç kimse kimsenin yemeğini beğenmez. Bilhassa eşiniz, sizin yemeğinize alışmışsa, asla bir başkasının yemek yapmasını istemez. Bizde kim gelirse gelsin, nereye gidersek gidelim, dönüp dolaşıp evimize geldiğimizde haydi bir yumurtalı patates yap da midemiz bayram etsin diye söylenirler. Ev yemeği gibisi yoktur. Bilhassa otele gidip de 3-4 gün kaldığımızda, hemen benim yemeklerim konuşulup, aranır oluyor. Bu da benim hoşuna gitmiyor değil hani. Hanımlar, yemek yaparken yorgunluğunu anlamazlar. Ne zaman ki sofraya otururlar; yemekler beğenilir ve ellerine sağlık denir, yiyenlerin yüzlerindeki tebessümle bütün yorgunluklar da gider. İşte o zaman sanki yemekleri yaparak yorulanlar bizler değiliz değil mi hanımlar?.. O halde şimdi coşmuşken şu yemeğin tarifini yazayım da bakarsınız coşup bu yemeği de yapmak istersiniz. Soğanı soyup rendeleyelim, sarımsakları ince ince keselim. Mantarları temizleyip incecik dilimleyelim. Önce soğan ve sarımsağı kızgın yağda 2-3 dakika çevirelim. Ardından tavuk butlarını ve mantarları da ekleyelim. Bir iki dakika çevirdikten sonra en son domatesleri ilave edelim. Domatesler suyunu çekene kadar kavuralım. Suyunu çekince 1 su bardağı su, tuz, biber ve kekiği ilave edelim. Çok kısık ateşte tavuk butları yumuşayana kadar pişirelim. Daha sonra sıcak olarak servis yapalım. Afiyet olsun.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
20/3/2009 -Kategori: ASTROLOJI
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Duygusal ilişkilerde sorunlar yaşanabilir
Planlarımızı gizli tutmak isterken, yaşamımızla ilgili önemli kararlar alabiliriz. Sabırlı ve dayanıklı olacağımız gün içinde karşılaşacağımız olaylar karşısında takınacağımız tavırlar önem kazanacak. Kişisel ilişkilerimizde mesafeli ve temkinli olmalı ve çıkarlarımızı arka plana atmamalıyız. Duygusal ilişkilerimizde sorunlar yaşayabiliriz. Eski olayların yeniden gündem kazanacağı bir gün. Matematiksel olaylarda başarılı çalışmalar içinde olacağız.
Bugün doğanlar; çalışkan ve disiplinli yapılarıyla bulundukları yerlerde gerekli düzeni sağlamasını iyi bilirler. Yalan söylenmesinden ve verilen sözlerin yerine getirilmemesinden olumsuz etkilenirler ve aynı kişiye ikinci bir şans vermekten sakınırlar. Olağanüstü taklit etme kabiliyetleri vardır. Aşk ilişkileri yüzünden zor günler yaşayabilirler. Amaçları doğrultusunda yaşayan kişilerdir.
KOÇ:
Venüs burcunuzda geri giderken, eski aşklarınız gündeme gelebilir. Bugün konuşkan yapınız sizi daha da cazip kılacak. Ay'ın konumu sevdiğiniz kişi ile ilişkilerinize daha gerçekçi bakmanızı sağlıyor.
BOĞA:
Bugün içinizde kopan fırtınaları paylaşmak istemeyebilirsiniz. İçsel huzursuzluğunuzu yenmek zorundasınız. Sevdiklerinizden beklediğiniz haberleri alacak ve uzun yol seyahatleri yapacaksınız.
İKİZLER:
Öfkeli davranışların size zarar verdiğini bildiğiniz halde, duygularınızı frenleyemediğiniz dönemler olabiliyor. Bugün alıngan ve kuşkucu yönleriniz ön plana çıkabilir. Sezgilerinizin sizi yanıltmayacak.
YENGEÇ:
Sevdiğiniz kişi ile aranızda duygusal iletişimin mükemmel gelişeceği bir gün. Arkadaşlarınızla bir araya gelerek yeni projeler üzerinde çalışacaksınız. Fikirlerinizin desteklenmesinden hoşnutsunuz.
ASLAN:
Karamsarlığa kapılmazsanız, motive olduğunuz işlerde başarı size gelecek. Sabırlı davranmalı ve abartıdan kaçınmalısınız. Hırslarınızın ön plana çıkmasıyla partnerinizi ihmal edebilirsiniz.
BAŞAK:
Partnerinizden istediğiniz desteği almanıza rağmen, hareketlerinden ödün vermeyen bir kişisiniz. Bugün, bulunduğunuz ortamlarda özgürce davranacak ve düşüncelerinizi rahat şekilde ifade edeceksiniz.
TERAZİ:
Dargın olduğunuz bir arkadaşınızla sosyal bir ortamda karşılaşabilir ve aranızdaki sorunları konuşma fırsatı bulabilirsiniz. Kariyerinizi güçlendirmeyi amaçlıyor fakat seçenekler arasında bocalıyorsunuz.
AKREP:
Ele aldığınız konuların detayları gözünüzden kaçmıyor. Ortak düşünceye sahip arkadaş çevrenizle birlikte olmak istiyorsunuz. Katılacağınız toplantılarda yapıcı konuşmalarınızla takdir toplayacaksınız.
YAY:
İlişkilerinize maddesel yaklaşmıyor, bu tür davranış içinde olanlara karşı tepkisel davranıyorsunuz. Bugün, karamsar olabilir ve kendinizi gereksiz üzebilirsiniz. Bazılarınız yollarla ilgili planlar yapacaksınız.
OĞLAK:
Bugün kişisel sorunlarınızı irdeleyeceksiniz. Yaşamı sorgulayabilir ve gelecek kaygılarınızı gündeme getirebilirsiniz. Güçlü duygularınız sizi sinirli yapıyor. Maddi sıkıntılarınız kafanızı kurcalıyor.
KOVA:
Her şeyi kendiniz yapma gibi bir alışkanlığınızdan artık vazgeçmeli, yakıcı duygularınızın esiri olmamalısınız. Düşüncelerinizden ödün vermek istememeniz nedeniyle bencillikle suçlanabilirsiniz.
BALIK:
Bugün iletişim konusunda sorunlar yaşıyorsunuz. İlişkilerinizde yakın davranışlardan nefret ettiğiniz için çevrenizdekiler sizi soğuk olmakla suçlayabilir. Aynı anda birçok iş sizi bekliyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YAĞ YEMEDEN YAĞ YAKAMAZSINIZ
19/3/2009 -Kategori: SAGLIK
YAĞ YEMEDEN YAĞ YAKAMAZSINIZ
Beslenmenizden yağı tamamen çıkarmak doğru olmaz. Çünkü yağların vücudumuzda çok önemli görevleri vardır. Yağı çok sınırlandırılmış diyet uygulamak birçok probleme sebep olabilir
Şişmanlık, vücuttaki yağ miktarının normalin üzerine çıkmasıdır. Şişmanlık tedavisindeki amaç da vücuttaki yağ miktarını azaltmaktır. Ancak yağ yemeden tüm yağlarınızı yakabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hemen bu fikirden uzaklaşın. Yağ yakabilmek için yağa ihtiyacınız var. Yağ yakımında mucizevi etki arıyorsanız, bunun için efsanevi formüllerin peşindeyseniz hemen bırakın. Yağ yakmak için üç basit kural var:
- İyi bir kas kütlesi (yani egzersiz)
- Dengeli bir diyet (yani içinde yağ, protein ve dengeli karbonhidrat olan)
- Öğün sıklığı (Üç saatten fazla aç kalmayacağınız ufak öğünler yani 5-6 öğün)
Yağsız bir diyet uygulamayın
Deri altı yağ tabakası, vücut ısısının kaybını önler kış aylarında yağlı olan bireyler zayıf olanlara göre daha az üşür ve daha çok terler .
Yağ, organları çevreleyerek dış etkenlerden korur.
Yağda eriyen vitaminlerin emilimi için ortamda yağ olması gerekir.
Uzun süre midede kalarak midenin boşalmasını geciktirir ve tokluk hissi verir.
İçinde yağ bulunan fosfolipitler beyin ve sinir dokuları için elzemdir.
Bu sebeple yağsız bir diyet uygulamak sağlık açısından doğru değildir. Vücudumuzun yağa da ihtiyacı vardır.
Görünmeyen yağlara dikkat
Vücuda alınan yağın genellikle yarısı, yiyeceklerin bileşimindedir ve görünmez. Örneğin, süt, peynir ve et gibi gıdaların içindeki yağlar dışarıdan bakıldığında görünmez. Eğer az yağlı beslenmek istiyorsanız hayvansal ürünlerin az yağlı olanlarını tercih edin.
En faydalı yağları unutmayın!
Beslenmenizde doymuş yağı azaltıp doymamış yağı artırın bunun için aşağıdaki listeye göz atın:
Doymamış yağlar:
Balık yağında,
Zeytinyağında,
Bitkisel yağlarda,
Fındık, badem, cevizde,
Keten tohumu ve yağında bulunur.
DENGELİ DİYET YAĞ YAKTIRIR, HIZLI KİLO VERİP KAS VE SU KAYBETMEYİN
Her gün aşağıdaki besinlerden tüketmiş oldun
Süt veya yoğurt 1 - 2 su bardağı
Et / Balık / Tavuk 4 - 5 köfte kadar
Ekmek 5 - 6 dilim (2 yemek kaşığı pilav veya 1 kepçe çorba, 1 dilim ekmek sayılır.)
Sebze 1 tabak
Meyve 2 - 3 porsiyon
Yağ Salatada her öğün 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Sebzede 1 kg için 2 yemek kaşığı
Kahvaltıda 5 zeytin veya domates üzerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
3 ceviz veya 10 badem veya 10 fındık
Baklagiller Haftada 1 - 2 defa mutlaka olmalı
Yukarıdaki miktarlar örnek olarak verilmiştir. Asıl anlatmak istediğim dengeli bir diyette hangi besin gruplarının yer alması gerektiği. Her gün mutlaka tüm besin gruplarından tüketin. Çok sıkı diyetler yaparak ekmeği ve yağı keserek kilo vermek sağlıklı ve uzun vadeli olmaz. Beslenmenizden yağı tamamen çıkarmak doğru olmaz. Çünkü yağların vücudumuzda çok önemli görevleri vardır. Yağı çok sınırlandırılmış diyet uygulamak, yağsız bir diyet cilt, saç ve hormon problemlerinin yanı sıra vitamin yetersizliklerine sebep olabilir. Öğrenme ve hafıza gücü içinde yağ asitleri önemli görevler alır.
Günlük hayatta yağ dengesi nasıl sağlanmalı?
Sıcak sebze yemeklerinde fındık yağı ile diğer bitkisel sıvı yağları karıştırarak kullanın. Salata ve soğuk sebzeye zeytinyağı ekleyin. Pilav ve makarna yaparken ise sıcak sebze yemeği gibi karışım yapın. Eğer çok seviyorsanız, biraz da bitkisel margarin kullanabilirsiniz.
HER GÜN MUTLAKA!
Yeterince yağlı tohum,
5 - 6 adet ceviz veya 15 - 20 adet badem veya fındık veya yarım çay bardağı çekirdek tüketin...
HAFTADA İKİ KEZ
Özellikle diyette Omega 3 yağ asitlerini artırmak için balık ürünlerini unutmayın! Omega 3 yağ asitleri zihin sağlığınız için kesinlikle hayatidir. Depresyon, dikkat eksikliği, yorgunluk, hafıza sorunları, alzheimer gibi hastalıklar da Omega 3 yağ asidinin önemli ve olumlu etkisi birçok araştırma ile kanıtlanmıştır.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM 3
19/3/2009 -Kategori: SAGLIK
Çocuklarda cinsel eğitim (3)
12 yaş öncesi masturbasyon ilgi eksikliğinin göstergesi
Çocuğun çok küçük yaşta bu eyleme yönelmesi çoğunlukla kardeş kıskançlığı, ilgi ve sevgi eksikliği gibi psikolojik sorunlardan kaynaklanıyor
İlk adet, masturbasyon, sünnet için doğru zamanlama, taciz olgusu... Psikiyatrist Hüsnü Uçar, çocuk cinsel gelişimi ile ilgili sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor:
-Çocuk ilkokul dönemine girdiğinde cinsel kimlik gelişimi nasıl bir seyir izliyor?
Bu döneme "durgunluk dönemi" denirse de gerçek anlamda bir durgunluk söz konusu değildir aslında. Çocuk büyüakıl yönünden geliştiği ve olgunluk kazandığı için cinsellik konusunda da daha kontrollü ve dikkatli hale gelir. Ama bu durum cinsellikle artık ilgilenmediği anlamına gelmez. Önceden merak edip size sorduğu konuları artık ansiklopedilerden, sözlüklerden, internet sitelerinden öğrenmeye devam eder. Küçükken çocukta iyi ve kötünün tanımı anne ve babanın tepkisine bağlıdır. Anne babanın iyi dediği iyi, kötü dediği ise kötüdür. Ama ilkokulla birlikte çocuğun ahlak ve vicdan görüşü öğretmeninin ve arkadaşlarının da izlerini taşımaya başlar. Örneğin 5 yaşındayken çıplak veya sadece bir külotla denize giren bir kız çocuğu, yedi yaşına geldiğinde memeleri henüz çıkmamış olmasına rağmen bikini üstü giymek isteyebilir.
-Anaokulu, ilkokul derken çevrenin etkisinin giderek arttığı bu dönemde cinsel içerikli küfürler duyabiliyoruz çocuktan. Böyle bir durumda anne babanın tutumu ne olmalı?
Bu durumda çocuğa bağırıp çağırmak, azarlamak olumsuz davranışın daha da pekişmesine yol açar. Burada yeri gelmişken çocuk eğitiminde klasik bur kuralı hatırlatmak istiyorum: "Olumlu davranışı onaylayın, olumsuz davranışa karşı ilgisiz kalın" Yani çocuğun güzel bir davranışını bir "aferin"le ödüllendirmek, olumsuz davranışına ise hiçbir tepki göstermemek en doğru davranış biçimidir. Çocuklarda yaptıkları yaramazlıklarda cezalandırılma biçiminde de olsa bir ilgi alma isteği vardır. Sonuç olarak çocuğunuzun küfür etmesi karşılığında eğer hiçbir tepki göstermezseniz bu davranışın tekrarına engel olmuş olursunuz. Tabii ki şunu da unutmamak gerekir: Çocuklarımıza sözcüklerle nasihat etmek yerine davranışlarımızla örnek olmak çok daha etkili bir eğitim yöntemidir.
-Çocukta masturbasyon bir problem midir? Konuya nasıl yaklaşmak gerekir?
Çocuklarda 12 yaştan itibaren her yaşta masturbasyona rastlanır. Meslek hayatım boşunca anne babaların bu konuda çoğunlukla telaşlandıklarına şahit oldum. Oysa kesinlikle telaşlanmamak gerekir. Öncelikle şunu bilelim: Çocuğumuz masturbasyon yapıyor diye seks budalası, cinsel sapık, ruh hastası olmaz.
Ancak çok küçük yaştaki çocukta masturbasyon gözleniyorsa genellikle çözülmesi gereken bir sorun vardır. Burada masturbasyon sorunun kendisi değil sonucudur. Öncelikle organik bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Bazen cinsel bölgedeki bir enfeksiyon kaşıntıya, bu da uyarılarak masturbasyona neden olabilir. Ancak sorun sıklıkla psikolojik kökenlidir. Ailenin bu durumda soruna eğilmeden sadece masturbasyonu engellemeye çalışması sonuç vermez. Çocuk ya gizlice bunu sürdürür ya da suçluluk duygularına kapılır ve altta yatan sorunun da etkisi ile ortaya gece işemeleri ya da kekemelik gibi başka sorunlar çıkar.
-Çok erken yaşta çocuğun yaptığı masturbasyonun ne gibi psikolojik gerekçeleri olabilir?
Bu sorun kardeş kıskançlığı, ilgi ve sevgi yetersizliği veya benzeri bir sorun olabilir. Çocuk bu eyleme yöneldiğinde çaktırmadan dikkati başka yöne çekilebilir. Çocuk, anne babanın beraberce kendisi ile ilgilendiğini gördüğünde ve oyun oynadığında masturbasyondan vazgeçecektir. Tabii ki ön ergenlik döneminde, 11-14 yaşları arasında masturbasyona tekrar başlayabilir ve bu normal bir durumdur.
-Kızlarda ilk adet ile ilgili bilgilendirmenin zamanında yapılması önemli değil mi?
Kızların 11-15 yaşlarından başlayarak 25-40 yıl süre ile her ay cinsel organlarından 3-7 gün süreyle kan gelmesi olayına "menstruasyon" adı verilir. Bir kadının tüm yaşamı boyunca yumurtalıklarında yaklaşık 400 adet yumurta olgunlaşır. Her ay bir tanesi olgunlaşan bu yumurtalar eğer erkeğin spermi ile döllenirse hamilelik gerçekleşir. Döllenmeyen yumurta ise bir miktar kanla beraber yaklaşık 28 günde bir adet kanaması dediğimiz olayla birlikte vücuttan atılır.
Bir genç kızın yaşamında çok önemli olaylardan biri olan adet kanaması tamamen doğal ve normaldir. Çocukluktan çıkıp genç kızlığa adım atmanın müjdecisidir. Ancak bu olay olmadan çok önce kız çocuğuna bilgi vermek gerekir. Adet görmenin nefes almak gibi normal bir vücut işlevi olduğu anlatılmalı, pislenip kirlenilerek olan, ayıp, utanılacak ve saklanacak bir durum olmadığı söylenmelidir.
Meslek hayatım boyunca adet görme ile ilgili bilgiler zamanında verilmediği için ilk adetini saklamaya çalışan, "Acaba kızlığım bozuldu mu?", "Kanser mi oldum?" gibi saçma korkulara kapılan çok sayıda kişi ile karşılaştım. Oysa bu konuda verdiğiniz bilgiler sayesinde kızınık öyle bilinçlenmelidir ki "Artık genç kız oldum" diye sevinebilmelidir. Tabii bu konuda erkek çocuklarının da bilgilendirilmesi gerekir. Oğlunuzun ileride kız arkadaşının veya eşinin yanında cahil duruma düşmemesi için talep geldiğinde, veya gelmese bile ergenliğin başında onu bilgilendirmelisiniz.
-Sünnet için en doğru yaş aralığı nedir?
Doğduktan sonra ağrı duyusunun en az olduğu ilk günler sünnet için en uygunudur. İlk 15 günden başlayarak 6 aya kadar olan dönemde sünnet yaptırılabilir. Böylelikle çocuk sünnet olayının ruhsal travmasını ve korkusunu da yaşamamış olur. Çünkü sünnet olayında en önemli sorun; ruhsal korkulardır. Ben beş yaşındayken sünnet oldum ama hala dün gibi aklımda. 5-6 büyük erkek kollarınızdan bacaklarınızdan sımsıkı tutuyor ve dua okuyan biri elinde bıçak ile size doğru eğiliyor. Kaçmanız mümkün değil... Tabii ki böyle bir manzara karşısında çocuğun korkması çok doğal.
-Doğar doğmaz sünnet yaptırmayan aileler, sünnet için hangi yaşı beklemeli?
Sünnetin 3-7 yaşları arasında yaptırılmasına ruh sağlığını etkileyeceği gerekçesiyle karşıyım. Çünkü çocuklar bu dönemde "Oedipal dönem"i yaşarlar. yani erkek çocuk anneye aşıktır ama annenin sevgilisi babadır. Erkek çocuk, annesinin sevgisini kazanmak için babası gibi olmaya çalışırken bilinçaltında "kastrasyon korkusu" yani penisinin kesilerek cezalandırılacağı korkusu yaşar. Yani annesine olan sevgisinden dolayı babasının kendisine kızacağı ve penisini keserek cezalandıracağı korkusunu yaşayan çocukta sünet olayı, hatta sünnetle ilgili yersiz bir şaka bile bu bilinçaltı korkuyu alevlendirebilir.
Dolayısıyla sünnet 8 yaş ve sonrasına bırakılmalıdır. Bu dönemde de sünnet olayı çocuğa çok iyi anlatılmalı ve işlem mutlaka bir ürolog veya çocuk cerrahisi uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Tacize karşı 3 yaşından itibaren uyarmalısınız
Çocuğa bedeninin ve bedeninin bazı bölgelerinin özel olduğunu 3 yaşından itibaren öğretmeliyiz. Bunlara kendisinden ve anne babasından başka kimsenin dokunamayacağını bilmeli. Ayrıca bedenine bir başkası dokunduğunda hangi tepkileri vermesi gerektiğini de öğretmemiz gerekir. Örneğin 6 yaşındaki bir çocuğa bu konudan şu cümlelerle bahsedilebilir: "Kızım eğer bir yabancı ya da tanıdığımız birisi senin şu bölgene dokunursa, şu şekilde dokunursa bunu hemen gelip bize söylemen gerekiyor. Çünkü bu normal bir şey değildir..." gibi çok basit cümlelerle anlatılmalı.
9-10 yaşındaki bir çocuk için daha kapsamlı cümleler kurabiliriz: "Birisi seni dudağından öpmeye kalkarsa, ya da seni kucağına alıp sevmek isterse buna izin vermemelisin ve gelip hemen bize söylemelisin..."
İfadelerimiz somut, net ve basit olmalı: "Eğer biri sana bu şekilde yaklaşırsa çığlık at, yalnız bir ortamdaysan hemen kalabalık bir ortama git. Okuldaysan öğretmenine söyle" gibi yönlendirmeler yapmak gerekir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ELBASAN
19/3/2009 -Kategori: YEMEK
Elbasan
6 kişilik
1 kg. kemiksiz kuzu veya dana eti
1 kg. yoğurt
3 yemek kaşığı Orkide margarin
4 yumurta
1 baş soğan
1 yemek kaşığı un
1 tatlı kaşığı kırmızı biber
1 çay kaşığı karabiber, tuz
Bu sene yağmurların fazla yağmasından dolayı tarlalardaki sebze ve karışık otların güzelliğini görünce dayanamayıp bir haftadır sizlere sebzeli ve otlu yemekler yazdım. Kimileri 'artık yeter midemiz küçüldü, doymuyoruz' diye sızlanıyor olabilir. Ama bu mevsimde de sebze yemezsek ne zaman yiyeceğiz değil mi. Tabii bunu bir hafta boyunca sürdürmek de olmaz. Vücudumuzun protein yüklü hayvansal yiyeceklere de ihtiyacı var. Aslında her şeyi sırasıyla ve yeteri miktarda alırsak hiçbir sorun olmaz. Babacığım bir gün sebze yediği zaman ertesi gün muhakkak et yemek isterdi. Hemen bir parça da olsa sakatat tüketirdi. Pek eşyaya, kıyafete önem vermezdi. Varsa yoksa boğazını düşünürdü. Evimize bir kilo olarak hiçbir yiyecek girmezdi; un, pirinç çuvalla, yağlar ise 17 kiloluk tenekelerle girerdi. Şimdi nerede o günler. Bolluk bereket kalmadı artık. Ama yine de insanlık ve dostluk ölmediği sürece bizler hep ayakta kalırız. Etrafıma bakıyorum da gerçekten yardımlaşmayı seven insanlarız. Bu da ailelerimizin bizlere verdiği nasihatler ve doğrular çerçevesinde gelişiyor. Şimdi biz babam gibi et sevenler ve et yemek isteyenler için güzel bir yemek tarifi yazalım. Kuzu etini sevmeyenler bu yemeği dana eti ile de yapabilirler. Parça kuzu etlerini margarinde bir süre kavuralım. İnce doğranmış soğan katıp kavurmaya devam edelim. 1 su bardağı su, tuz ve karabiber katıp kısık ateşte, düdüklü tencerede 20 dakika pişirelim. Pişmiş etleri süzerek fırın tepsisine alalım. Derince bir kaptaki yoğurdun içerisine yumurtaları kırıp, unu katıp, et suyundan iki yemek kaşığı koyup iyice çırpalım ve fırın tepsisine yayılmış etlerin üzerine dökelim. Üzerine de bir kaşık margarinde kızartılmış kırmızı biber gezdirip 160-170 dereceli ısılı fırında 20-25 dakika pişirelim. Üzeri kızaran elbasanı dilimleyerek sıcak olarak servis yapalım. Afiyet olsun.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
